301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
29 Ocak 2019 - Salı 15:23
 
Adana Mutabakatı
Bilal ÖZKAN
 
 

1998'de imzalanan 5 maddelik Adana Mutabakatı, şunları içeriyor:

- "Suriye, mütekabiliyet ilkesi uyarınca, kendi topraklarından doğan ve Türkiye'nin güvenliği ile istikrarını tehlikeye atan hiçbir faaliyete izin vermeyecek. Suriye, PKK'nın topraklarında silah arzı, lojistik malzeme, finansal destek ve propaganda aktivitelerine müsaade etmeyecek.

- "Suriye, PKK'yı terör örgütü olarak tanıdı. Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK'nın ve uzantılarının tüm faaliyetlerini yasakladı."

- "Suriye, PKK'nın topraklarında kamplar ve eğitim ya da himaye amaçlı tesisler kurmasına, ticari faaliyetler yapmasına izin vermeyecek."

- "Suriye, PKK üyelerinin, ülkesini üçüncü ülkelere geçiş için kullanmasına izin vermeyecek."

- "Suriye, PKK elebaşının Suriye topraklarına girmesine engel olmak için her türlü tedbiri alacak ve sınır noktalarındaki tüm yetkililere bu yönde direktif verecek."

Kamuoyu olarak ‘Adana Mutabakatından Sayın Cumhurbaşkanının Rusya ziyareti esnasında haberdar olduk.

Mutabakatın muhatapları, Türkiye ve Suriye devletleri. Gündeme getiren ise Rusya.

Suriye meselesi sadece Suriye’yi değil özellikle komşusu olan bölge ülkelerini de çok yıprattı. Bu ülkelerin başında Türkiye, İran ve Rusya geliyor.  Ekonomik ve sosyal açıdan bölge ülkelerini son derece zora sokan bir meselede en tuzu kuru ülke şüphesiz ABD. Avrupa Birliği bile (bölge ülkelerininki ile mukayese edilmez ama) Suriye meselesinden etkilendi ve etkilenmeye de devam ediyor.

Akl-ı selim, bir an önce Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak siyasi bir otorite etrafında birleştirilmesini iktiza ediyor. Şu an görünürde Esad Hükümetinden başka birleştirici ve bütünleştirici bir siyasi otorite gözükmüyor. Normalleşme sürecince belki çeşitli alternatifler çıkabilir. Çıkacaksa bile yine dışarıdan bir müdahale olmadan ülke içi dinamiklerin inisiyatifi ile olmalı. Aksi takdirde Irak’tan, Afganistan’dan ya da benzer başka ülkelerden farkı kalmaz.

Türkiye, meselenin başlangıcından bu yana, öncelikle kendi sınır güvenliği sonra da Suriye’deki sivillerin güvenliğini önceleyen politika takip etti. Süreç içerisinde (Suriye meselesi), çevre ülkelerde de çeşitli operasyonlar yapılmak istendi. Türkiye, Rusya, İran, Mısır; gerek askeri, gerek siyasi, gerek ekonomik ve gerekse toplumsal yönden manipüle edilerek; Suriye merkezli sarsıntının bütün bir bölgeyi etkisi altına alması sağlanmaya çalışıldı. Bölgenin güçlü ülkeleri Türkiye, Rusya ve İran bununla baş edebilirken birçok bölge ülkesi ABD merkezli anaforun etkisinden kurtulamadı.

Türkiye alternatifli dış politika stratejisi uygulamaya çalışıyor. Yani tek bir ülke ve bölgeye endeksli siyaset yerine, gerektiğinde hareket serbestisi sağlayacak farklı ilişkiler kurmak ve yapılanmalar içerisinde yer almak istiyor. Rusya ile yapılan S-400 anlaşması bunun en popüler örneği. İçeri ve dışarıda bazı mahfillerce  ‘eksen kayması’ olarak bile yorumlandı.

Erdoğan başkanlığındaki AK Parti’nin en önemli hedeflerinden biri (hatta Rahmetli Erbakan’a kadar götürülebilir), bölgenin ve global dünyanın kutup teşkil edecek ülkesini oluşturmak. Bunun kolay olmadığı herkesin malumu. Birçok parametre var. Siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal yönden güçlü olmanız gerekiyor. Bu parametrelerden eksikliği olan varsa kuracağınız stratejik ortalık ve ilişkilerle eksik olan hususları ikame etmek gerekiyor. İkame etme de ince bir mevzuu. Ortaklıkta karşı tarafa ile mutedil mesafenin korunması, menfaatlerin korunması gibi son derece kritik mevzuular var. Yani Rusya ve İran ile ya da herhangi başka bir ülke ile stratejik ortaklığın da bıçak sırtında olduğunun unutulmaması gerekiyor.

En son ABD güvenli bölge zarfını(!) ortaya atarak yeni bir hinliği devreye sokmaya çalışıyor. Amaç Suriye’deki muallak durumu olabildiğince zamana yaymak. Rusya ise bir an önce Bütünlüğü korunmuş bir Suriye’yi kendi menfaatlerine uygun görüyor. Rusya’nın orada uyduya ihtiyacı yok. Zaten mevcut rejim müttefiki. Fakat ABD’nin Kuzey Irak benzeri bir yapılanmaya ihtiyacı var. Bunun içinde şartları lojistik olarak olgunlaştırma çabasını yıllardır gözlemliyoruz.

Ruslar ABD’yi iyi tanıyor. Bu yüzdendir ki, çekilme açıklamasına ne kadar temkinli yaklaştıysa güvenli bölge planına da öyle yaklaşıyor. Kısaca Rusya, Türkiye’ye Adana Mutabakatını hatırlatarak: ‘Türkiye ve Suriye aralarındaki anlaşmaya istinaden güvenli bölge meselesini pekâlâ halledebilir. Dışardan üçüncü bir ülkenin bu konuda inisiyatif almasına gerek yok’ diyor.

Buradaki tek handikap, Türkiye’nin mevcut Esad Hükümetiyle diyalog kurmaması. Suriye’deki merkezi hükümeti muhatap almanın şuan ki konjonktürde Türkiye’nin menfaatine olduğunu düşünüyorum. Rusya ve İran ile birlikte desteklenecek Suriye’nin bütünlüğü herkesten önce bizim faydamıza. Türkiye’nin bu atağı, ABD’yi ve diğer emperyal ülkelerin birçok planını boşa çıkacak bir hamle olur. Hele hele uzun vadede Suriye ile ilişkilerin normalleştirilerek ticari ilişkilerinde tesisi hem Suriye’nin hem de Türkiye’nin menfaatinedir.

Bölge dengelerini değiştirecek hamleler yapma fırsatı elimize çok geçmiyor bu coğrafyada. Nereden geldiği, kimin hatırlattığı çok önemli değil, asıl olan çıkan fırsatın heba edilmemesi.

 
Etiketler: Adana, Mutabakatı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı