Yazı Detayı
04 Aralık 2018 - Salı 14:52
 
Nereye kadar siyaset…
Bilal ÖZKAN
 
 

Seçim sath-ı mailine girdiğimiz şu günlerde, siyasi partiler seçmenin nabzını yoklamak için anket üstüne anket yaptırıyorlar. Anketçilik sektörel anlamda varlığını siyasete borçlu. Özellikle 2000’den sonra hemen her seçimde anket firmaları çalışmalarını hızlandırıyor. Pasif zamanlarda da anketler yapılıyor. Eğilimi görebilmek açısından. Siyasi partiler kamuoyunun düşüncesini önemsiyor. Yapılan her ataktan sonra kamuoyundaki yankısını görebilmek için muhakkak dar çerçeveli de olsa bir anket yapılıyor. Seçimler de bir yönüyle anket sayılmaz mı zaten. Bir nevi en son, en kapsamlı, en net ve netice verici resmi anket çalışması.

Kimi zaman siyasete yön veren usta siyasetçiler kamuoyu algısını değiştirmek uğruna kendilerince hamleler yapıyor. Özellikle oy oranı olarak zayıf oldukları şehirlerde, şehrin demografik yapısına, hassasiyetlerine, geleneğine ve hatta yemek kültürüne ve şehrin futbol takımına varıncaya kadar her hususu dikkatle analiz edip, uygun söylemler geliştiriyorlar.

Toplum olarak duygusal reflekslerimiz çok gelişmiş. ‘Bizden’ olanı seviyor ve sahipleniyoruz. Hem de öyle böyle sahiplenmiyoruz. Sevgimiz de abartılı, yergimiz de.

Fakat son yıllardaki seçimlerde bu genel geçer kaide sanki değişiyor. Toplum, kitle iletişim araçları ve internetin de yaygınlaşmasıyla daha çok etkileşimde. Değişik ve farklı fikir ve bakış açısıyla olayları hissiyat düzleminden akıl düzlemine taşıya biliyor.

80’li ve 90’lı yılların, şuursuzca yapılan seçim vaatlerini görmüyoruz artık. Vatandaş artık yapılacaklar üzerinden değil yapılan icraatlar üzerinden değerlendirmesini yapıyor.

Belediyeciliğin; temiz bir çevre, akan-sağlıklı çeşme suyu, sağlıklı bir alt yapı, işleyen ulaşım sistemi ve tüm bunların yanı sıra, şehrin kültür-sanat ve sosyal dayanışma konularının da vatandaşın beklentisine cevap vermesi gerekiyor. Vatandaş hizmete bakıyor. Eskiden olduğu gibi birkaç hamasi sözle oyunu getirip size vermiyor.

Vicdanlı olan her bir vatandaş şunu kabul eder; Türkiye, ideal anlamda belediyecilik hizmetiyle rahmetli Erbakan’ın Refah Partisiyle tanıştı. Türkiye’deki belediyecilik hizmetinin zirveye ulaştığı nokta ise, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığıdır. Bunu tarafsız ve vicdanlı her bir akıl ve yürek kabul eder. Kabul etmeyen de aklını ve yüreğini eş zamanlı kontrol etsin.

Toplumun da bireyler gibi psikoloji var. Belli bir doyuma ulaşınca, daha fazlasını istiyor. Ak Parti Belediyeciliği dünyanın imreneceği düzeyde kabul. Fakat insana hizmetin de sonu yok. Çoğu büyük şehirde kurulmuş ve gerçekten –zaman zaman başvurduğum için biliyorum- hassasiyetle ilgilenen halkla ilişkiler birimleri ve çağrı merkezleri var. Şehirde yaşayan her bir bireye bir şekilde hizmet anlamında dokunulması gerekiyor. Oy versin ve ya vermesin her bireyin, huzursuzluğu, tatminsizliği, şikâyeti muhakkak önemle bertaraf edilmeli.

Üzülerek bazı şehirlerde hâlâ hizmet kriterleri ile değil de ideolojik yönelimle seçin yapıldığını görüyoruz. İzmir bu anlamda sembolleşmiş. İktidar partisi İzmir’ e Hükümet olarak bir takım büyük hizmetler ulaştırdı. Ulaştırmaya da devam ediyor. Fakat İzmirli olaya o kadar ideolojik yaklaşıyor ki, maalesef bu yapılanları da diğer büyük şehirlerdeki hizmetleri de göremiyor. İktidar böyle bir şey demiyor elbette ama ben bir vatandaş olarak ‘istemiyorlarsa, bırakın ne halleri varsa görsünler’ deme noktasına geliyorum. Keşke İzmirliler, bazı şehirlerde teröre kanalize edilen imkânların vatandaşa hizmete çevrildiğinde neler yapıldığına baksalar ve içlerinden de olsa yapılanları takdir edebilseler.

Gelelim İzmir adayı Nihat Zeybekçi’ye. Dedik ya ‘siyasetçi şehre duygusal anlamda dokuna bilmeli’. Dokunurken de işin ucunu kaçırmamalı. Belli mahfillerce kasıtlı olarak, neredeyse rakı ile özdeşleştirilmeye çalışılan İzmir’de, zannedersiniz herkes her akşam kafayı çekiyor ve yine sanki AK Parti belediyesinde bundan mahrum kalacaklar. Böyle olmayacağını en iyi bu sansasyonu ve manipülasyonu çıkaranlar biliyor. Bu yüzden tuzaklarına düşmemek gerek. Zeybekçi’nin “Bugün İzmir ile ilgili şunları duymuyor değilim: ‘Rakımıza dokunma’… Eyvallah. Bugün insanların özgürce içkilerini içebildiklerini ben biliyorum. AK Parti’deki arkadaşlarımız bugün içkisini içebilen, namazını da kılabilen, günü geldiğinde orucunu tutabilen bir hoş görü alanına sahiptir. Türkiye’nin bir özeti gibidir AK Parti. Demek ki biz anlatamamışız.” İfadesini ben son derece abartılı bir genelleme olarak görüyorum. 16 yılda anlamadığını iddia eden insan, sizi gerçekten de ‘anlamak istemiyordur’. Siyasi söylemlerde de bir ölçü olmalı.

İnsan gibi yaşama hakkını siz elinizden geldiğince her vatandaşa hizmetlerinizle sunmaya çalışırsınız. Kimi kabul eder kimi etmez. Sırf siyaset yapacağım diye kendi değerlerini incitmenin ve çizginden feragat etmenin de anlamı yok.

 
Etiketler: Nereye, kadar, siyaset…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı