Yazı Detayı
11 Ekim 2017 - Çarşamba 11:27
 
Özgür(!) Köle…
Tahsin KARSTARLI
@tahsinkarstarli
 
 

Özgürlük ya da havalı İngilizce tabiri freedom. Bir kölenin en büyük arzusu olduğunu düşünürüz.

Bir yerlerde okumuştum, “kölenin en büyük arzusu efendisinin gözdesi olmaktır. Bir kölenin ufku, köleliğin sınırlarından ibarettir” diyordu.

Barzani, Kuzey Irak referandumunu ilk dillendirmeye başladığında bunun Irak Merkezi Hükümetine bir blöf olduğunu düşündük. Belki “yanılgımız” da bu oldu. Referandum sürecine bir anda gelinmedi. Yaklaşık bir yıl öncesinden planlamış ve dillendirmişlerdi. Belki en büyük hata bunu ciddiye almamak oldu. Tabii olay gerçekten bu kadar basit bir yanılgı mı? O da şüpheli.

Türkiye’nin Kuzey Irak petrolleri konusunda Merkezi Irak Hükümetiyle ters düştüğü biliniyor. Merkezi hükümetin petrol sevkiyatını tamamen ya da kısmen durdurma tehditleri o zamanlar Barzani’yle yakın olmayı gerektirmiş olabilir. Fakat kısa dönem kârı bize uzun dönemde zarar olarak tahvil olacak neredeyse.

Bir de İran var. Bölgenin önemli aktörlerinden. Irak Hükümeti üzerindeki etkisi biliniyor. Özellikle son iki başbakanın Şii olması ve hükümet bürokratlarının ağırlıklı Şiilerden oluşması, ABD kölesi Kuzey arasındaki çatışmanın belki en önemli unsuru.

Kuzey Irak Referandumu “özgürlük” için olsa gerçekten saygı duyacağız. Fakat referandum bir kölenin efendileri ya da üzerinde hegemonya kurmak isteyenlerden birinin tercih edilmesi anlamına geliyor. İsrail’in desteğini de böyle okumak gerek.  Merkezi hükümetten azad olunca tam bağımsız bir Kürdistan olacağını düşünenler ya hayal görüyor ya büyük bir aptallık içinde ya da bizzat Kürtlere karşı kasıtlı bir ihanet içerisinde. Türkiye’ye kardeş olmak varken İsrail’e köle olmayı kabul etmek hangi akılla izah edilebilir.

Tamam, geçmişte Irak Kürtlerinin sığındığı güvenli liman, şefkatli kucak, dara düştüğünde ucu açık kredi kaynağı vs. vs. Ve sonrasında gelen bu hamle hakikatten de ancak bir ihanet olarak algılanabilir. İhanet değilse de büyük bir cehalet var bu işte. İşin duygusal kısmını bir kenara bırakıp reel politikle düşünelim.

Anlaşılan o ki, Barzani, Kürtlerin değil kendi ve aşiretinin menfaatleri için bütün Kürtleri ateşe atıyor. Dünya üzerinde bütün egemen ülkeler genellikle pragmatist dış politika izler. Menfaat esastır. Kişilerin, ideallerin, insani tutum ve reflekslerin kıymeti yoktur. İsrail ve ABD bu pragmatist politikayı başarıyla yürüten ülkelerden.

ABD’nin “özgürleştirdiği” ülkelerin durumları ortada iken Barzani’nin bu tuzağa düşmesinin tek bir açıklaması olabilir. Bizzat kendi kişisel menfaatleri için söz almış olması. Yani kendisi, ailesi, aşireti için bir takım garantiler verilmiş olmalı. Bu kadar sığ bir anlaşma olur mu demeyin. Bir kölenin anlaşma için koşul ileri sürme şansının ne kadar kısıtlı olduğunu bilirsiniz. Barzani’ye söylenen “sözümüzden çıkma, sırtındaki elimizin sıcaklığını daima h”.

Bu planı şimdilik öteleyen hamle ise Türkiye-İran-Irak devletlerinin ortak ve kararlı reaksiyonuyla geldi. Konu sıcaklığını korusa da şimdilik Barzani durumu yumuşatma ve bekleme pozisyonu aldı. İsrail ise sağıra yatmış durumda.

Burada en belirleyici politika ABD’nin ki. Bu hamle şimdilik ABD için de yeterli görünüyor. Fakat arkasının geleceği muhakkak.

Küresel mücadelelerde en kötü rol piyon olmak. En büyük piyonun bile yapacağı hamle sınırlı. Şu an Barzani’nin durumu gibi. Ne ileri ne geri gidebiliyor. Efendilerinden alacağı sufleye kulak kesilmiş durumda. Onlar şimdilik ortamı yumuşatmasını, özellikle Türkiye ile ilişkileri normalleştirmesini salık verdiler. Türkiye artık bu konularda önemli tecrübeye sahip. Bir kez daha “yanılgıyı”, bir kez daha “kandırılmayı” kabul edecek tahammül kalmadı.

Bu kadar çok yanılgı iç politikada güvensizlik, dış politikada ise çok büyük zafiyet anlamına gelir.  

 
 
Etiketler: Özgür(!), Köle…,
Yorumlar
Haber Yazılımı